anigifleb.gif (294×102)

Ben neden uyuyamıyorum lan blog?

Şimdi sevgili blogum, seninle biraz sohbet edelim. Bak tam şimdi ekranın sağ alt köşesindeki saate bakıyorum, aynen şöyle yazıyor: 03.27

Oha ya valla oha, bir insan neden bu saate kadar PC başında kalır ki? Çok mühim işlerim mi var? Hayır. İlle de sohbet etmem gereken birisi mi var? Hayır. Blogumu çok seviyorum da ondan mı ayrılamıyorum? Maalesef ona da hayır. Benim tek sorunum var o da "uyku"

Uyuyamıyorum sevgili blogum, uyuyamıyorum. Yatıyorum yatağa salak salak kıvranıyorum. Sadece kıvransam iyi; terliyorum, bunalıyorum, sıkılıyorum ve daha bir sürü saçma salak şeyler. Neden uyuyamıyorum diye kendime sorunca, pek tutarlı bir cevap veremiyorum ama sanırım "çok düşünmek"ten uyuyamıyorum. Evet blogum, bazı şeyleri sanırım çok kafama takıyorum.

"Neleri kafana takıyorsun?" diye sorarsan sana uzun uzun anlatamam ama şunu söyleyeyim ki yakın zamanda hayatımda çok büyük değişiklikler olacak, bunu biliyorum. Belki de bu değişikliklere yol açacak kişileri ya da durumları düşünüyorumdur.

Ara sıra gece kalkıp da pencereye çıkıyorum. Gece dediğim sabah yani. Henüz hava yeni yeni aydınlanıyor. Serinlemeye acayip ihtiyacım oluyor. Nefes almak istiyorum. Kendi kendime düşünüyorum. Öyle bir an geliyor ki ve öyle bunalıyorum ki, diyorum "şu 6. kattan atlasam da yere inene kadar, o serinliği hissetsem". Evet, deli saçması bir hayal bu nitekim indikten sonra başka hiçbir şey hissedemeyecek hale geleceğim ama ne bilim işte, acayip şeyler düşünüyorum.

Deli miyim lan ben? Psikolojik problemlerim mi var? He, duyamadım? Deli miyim bilemiyorum ama sanki psikolojik bazı problemler yaşıyorum; ya da bunun adına psikolojik çöküntü diyelim. Bir umutsuzluk, bir stres, bir melankoli olma durumu ki sorma gitsin blog.

Bu uykusuzluk problemine olumlu yönden bakılabilir mi? Düşünüyorum da aklıma pek bir şey gelmiyor. Bir tek şey dışında. O da sabah ezanını okuyan müezzinler. Ne alaka değil mi? Evet, ilginç bir şey. Sabahın o ürpertici ıssızlığı ve sessizliğinde birden bire aynı anda onlarca camiden birileri ezan okumaya başlıyorsa bu çok çok ilginç bir durum yaratabilir. Bu ilginçlikten çıkardığım olumluluk ise çok farklı. Bu müezzinlerin hepsinin aynı anda sesi çok garip çıkıyor. Günler geçtikçe artık insanın kulağında hoş bir tınıya bürünüyor. Tabi müezzinler ezanı okurken camlar kapalı olmalı, camlar açık olunca ses tavan yapıyor ve acayip rahatsız oluyorsun. Müezzin burnunu filan çekince anlıyorsun filan, ilginç bir durum oluyor.

Uyku, intihar, bunalmak, psikolojik çöküntü, cami, ıssızlık ve ezan. Ulan ne adamım ya, konuyu nerden nereye getirdim. Yazının sonlarında "ne yazıyorum lan ben?" dedim kendi kendime ama devam ettim işte öyle.

Bazen böyle insan içini dökmeli bloguna filan. Değil mi? :(


0 yorum: